Anasayfa  |   İletişim  | EN
Mühendislik Fakültesi
YÖK ATLAS
İnşaat Mühendisliği
İnşaat Mühendisliği (Burslu)
İnşaat Mühendisliği (% 50 İndirim)
Bilgisayar Mühendisliği
Bilgisayar Mühendisliği (Burslu)
Biyomedikal Mühendisliği
Biyomedikal Mühendisliği (Burslu)
Elektrik-Elektronik Mühendisliği
Elektrik-Elektronik Mühendisliği (Burslu)
Elektrik-Elektronik Mühendisliği % 25 Burslu
Elektrik-Elektronik Mühendisliği (% 50 İndirim)
  YÖK ATLAS
Bize Ulaşın
Mesajınız
Bize Ulaşın
FSMVÜ | FSM’li mühendisler yerli solunum cihazı için gece gündüz çalıştı
Haber - Etkinlik Arşivi
FSM’li mühendisler yerli solunum cihazı için gece gündüz çalıştı

Türkiye’nin önemli savunma sanayi projelerinde yer alan Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi mezunu üç mühendis, Ecmel Demet, Fatma Nur Ezber ve Havvagül Öztürk yerli yoğun bakım solunum cihazlarının üretiminde de aktif rol oynadılar. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı koordinesinde, Sağlık Bakanlığının iş birliğiyle Arçelik, Aselsan, Baykar ve Biosys tarafından Koronavirüs sürecinde üretilen solunum cihazlarının ara yüzünü geliştiren ve proje yönetiminde yer alan genç mühendisler, yoğun bir tempoda gece gündüz çalıştılar. Biyomedikal ve Bilgisayar Mühendisliği bölümlerinin başarılı mezunları, işlerine duydukları saygının yanında Türkiye’nin teknolojilerini üretme konusunda da büyük bir çabaya sahipler.

Koronavirüs hastalarındaki ağır vakalarda gelişen ciddi solunum yetmezliği nedeniyle tüm dünyada solunum cihazları büyük önem kazandı. En kritik ihtiyaçlardan biri olan solunum cihazlarının yerli imkânlarla üretilmesi sürecin kazanımlarından biri oldu. Daha önce TB2 İHA ve Akıncı TİHA’nın yazılım geliştirme sürecinde yer alan Baykar mühendisleri Ecmel Demet, Fatma Nur Ezber ve Havvagül Öztürk’le çalışmalarını konuştuk.

Yerli solunum cihazın üretiminde çalışan 120 mühendisin arasında yer aldınız. Nasıl dâhil olduğunuz projeye, süreçte neler yaşadınız?

Ecmel Demet: Ülkece ve dünyaca zor günlerden geçiyoruz, çok şükür ki ülkemizde samimiyetle elini taşın altına koyan, büyük fedakârlıklarla çalışan insanlar var. Bu süreçte Baykar, Aselsan, Arçelik ve Biosys firması da hayati önem taşıyan solunum cihazını en kısa sürede seri üretime hazır hale getirebilmek için harekete geçti. Ben Baykar’da yazılım biriminde insan makine etkileşimli yazılım teknolojileri alanında çalışmaktayım ama lisansım biyomedikal mühendisliği. Bundan dolayı bu projeye dâhil oldum. İnsanlık için böylesine kutsal bir projede hem de kendi alanım olan bir projede yer almak paha biçilmez. İlk kez bir insan ile doğrudan etkileşimde bulunacak bir işte olmak hem çok stresli hem de heyecan vericiydi. Sürecin sonucunda ise bu duygular yerini büyük bir şükre, mutluluğa, huzur ve gurura bıraktı.

Fatma Nur Ezber: Biyomedikal mühendisi olarak yerli bir ar-ge projesinde yer almak hem hayallerimde hem dualarımda hep vardı. Pandemi sürecinde şirket olarak böyle bir işin içerisinde yer alınca, projede bulunma fırsatım oldu. Tabii hissettiklerim tarif edilemez, hem pandemi sürecinde hastalara umut olmak hem de ülkemiz açısından önemli bir kırılma noktası olduğunu düşündüğüm medikal alanda ar-ge faaliyetlerinde bulunmak, heyecan vericiydi.

Havvagül Öztürk: Yerli solunum cihazının proje yönetiminde yer aldım. Projenin iş kalemlerinin çıkarılması, önceliklerinin belirlenmesi, işlerin takibini diğer şirketlerle beraber koordine etmede görevliydim. Tüm dünyayı etkisi altına alan virüsün etkilerini izledik önce. En kötü senaryolar karşısında meydana gelebilecek eksikliklerin giderilmesi için solunum cihazı da büyük önem arz ediyordu.

“Seferberlik ruhuyla çalışıldı”

Bir ay gibi çok kısa sürede 100 yerli solunum cihazı üretildi. Bu kadar kısa bir zamanda bu nasıl gerçekleşti?

Ecmel Demet: Canlarını ortaya koyarak canlar kurtaran sağlık çalışanlarına destek olabilme duygusu, kendine yetebilen Türkiye hayali, tüm dünyaya adalet ve merhamet getirme misyonu, bu ruh iklimini oluşturan başlıca etmenlerdir diye düşünüyorum. Bu zorlu süreçte gördük ki içimizdeki Çanakkale ruhu bize her zaman ilham verecek ve mücadele etmemize vesile olmaya devam edecek.

Fatma Nur Ezber: Oldukça hızlı bir dönemdi. Tam bir milli seferberlik ruhuyla çalışıldı. Bir yandan seri üretim için cihazın hazır hale getirilmesi gerekiyor bir yandan da pandemi dönemi içerisinde sağlık açısından dikkatli olmak gerekiyordu. Herkes elinden gelenin daha fazlası için çalışıyordu. Gün içerisinde bir yandan rutin işlerimizle ilgileniyor bir yandan bu iş için durmadan çalışıyorduk. Rutin iş dediğimiz şeyler de yine bu dönemde çalışan, nöbet tutan askerlerimiz için kritik öneme sahipti. Böyle bir ruh hali içerisinde zaten bütün benliğinizi veriyorsunuz.

Havvagül Öztürk: Kısa zamanda çok iş yapılması gerekiyordu. Zahmetsiz rahmet olmaz. Gün, saat kavramı olmadan çalışmalar başladı. Projenin kısa sürede başarılı şekilde bitmesini sağlayan diğer unsur ise 120 mühendisin istekleri ve kararlılıklarıydı. Hastalara şifa olsun diye,  insanlara “nefes” olsun diye, sağlık çalışanlarımızın emeklerine yardımcı olsun diye gayret gösterildi, emek verildi.

Türkiye savunma sanayinde son yıllarda önemli ülkelerden biri haline geldi. Medikal cihaz pazarında ise durum aynı değil. Yerli solunum cihazı bu durumu değiştirecek bir adım olarak görülüyor. Alandan isimler olarak sektörün geleceğini nasıl görüyorsunuz?

Ecmel Demet: Koronavirüs süreci sağlık alanının ne kadar önemli olduğunu bir kez daha kanıtladı ve farkındalık oluşturdu. Savunma sektöründe olduğu gibi sağlık sektöründe de kendi kendimize yetebileceğimizi gösterdi. Bir kırılma gerçekleşmeliydi, bence şu an o aşamadayız. Artık sadece cihazların onarımını ve kalibrasyonunu değil, üretimini de Türk biyomedikal mühendisleri yapacak.

Fatma Nur Ezber: Evet, savunma sanayinde yılların birikimi, tecrübesi var. Yerlilik oranımız da gittikçe artıyor, dünyaya ihraç edecek seviyede artık. Tabii buradaki teknoloji altyapı ve tecrübesini medikal alanda da kullanabiliriz. Nitekim bu kadar kısa dönemde medikal cihazın seri üretime geçmesinde bunun da katkısı vardı. Farklı şirketler de medikal cihaz üretimi için ar-ge yapmaya başladı. Umuyorum ki daha iyi seviyede olacaktır. Ülkemiz medikal alanda da yerli cihaz üretip, ihraç edebilecek teknoloji altyapısına ve mühendislere sahiptir.

Havvagül Öztürk: Her şey bir kıvılcımla başlar, solunum cihazının da bu alanda kıvılcım olduğuna inanıyorum. Salgın döneminde biyomedikal cihazların milli ve yerli olmasının önemine bir kez daha şahit olduk. Gerekli destek ve gayret ile daha da iyileşeceğini düşünüyorum. Milli teknoloji hamlesi misyonunu düstur edinen kişilerin çeşitli alanlarda hem ülkelerine hem de insanlığa yararlı teknolojiler sağlayacakları kanısındayım.

“Solunum cihazı başka ülkelerdeki hastalara da nefes oldu”

Milli teknoloji hamlesi ile başlatılan dönüşümün içinde sizler aktif yer alıyorsunuz. Bunun bir parçası olmak size ne hissettiriyor?

Ecmel Demet: Bayraktar Akıncı Taarruzi İnsansız Hava Aracı süreci aylarca devam eden, gecemizin, gündüzümüzün olmadığı, ailelerimizden uzak kaldığımız bir dönem olmuştu. Bu süreçte hepimizi motive eden, ülkemizin ve insanlık yararına bir şeyler yapabiliyor olmaktı. Gün gelecekti ve biz emeklemesine şahit olduğumuz Akıncı’nın uçmasına da şahit olacaktık, içimizdeki inanç buydu. Uçuş günü gelip çattığında ve Akıncı’nın uçtuğunu gördüğümüz an iyi ki dedim, iyi ki bu işin parçası olmuşum. Gurur, sevinç, gözyaşı bir aradaydı. Solunum cihazı projesi daha kısa süren bir süreç oldu, ama aynı duyguları bu süreçte de hissettik. Kardeş ülke Somali’ye solunum cihazlarımızın gitmesi şükür sebebiydi.

Fatma Nur Ezber: Milli teknoloji hamlesine öğrencilik yıllarımdan beri gönülden inanıyor ve üretmek için çabalıyordum. Ülkemiz adına bir adım atmak, vatanını seven, önemseyen her gençte olduğu gibi bende de inanç ve azimle çalışmama vesile oluyor. Allah yardım etti, destek vermek, çalışmak da nasip oldu. Ülkemizi daha iyi bir seviyeye taşımak bana hep manevi güç sağlıyor.

Havvagül Öztürk: Savunma projelerimizde askerlerimiz için, şimdi de hastalarımız için ter döktük. Bu kutsal görevlerde yer aldığım için çok mutlu ve huzurluyum. Ve tadına vardığım bu duygular sayesinde yaptığım işe bağlılığım artıyor. Bu atmosferde bulunmak, olanlara şahit olmak, projenin bir parçası olmak çok kıymetli bir tecrübeydi. Her gün sistemin daha güvenilir, daha iyi hale gelmesini görmek heyecanımızı daha da artırdı. Öyle ki yerli solunum cihazı sadece ülkemize değil başka ülkelerdeki hastalara da nefes oldu. 

Yer aldığınız projelerle biyomedikal mühendisliği öğrencilerine iyi birer örnek oluyorsunuz. Bu alanda eğitim alan ve yeni mezunlara neler tavsiye edersiniz?

Ecmel Demet: Örnek olabiliyorsak ne mutlu bize. Meslektaşlarıma ve eğitim alan arkadaşlarıma tavsiyem; asla ümitsizliğe kapılmamaları, inandıklarının peşinde yılmadan gitmeleri ve kendilerine güvenmeleri. Biyomedikal alanı yazılım, elektronik ve sağlık alanının kesişim kümesi. Her alanda bilgi sahibi olmak gibi zor bir görevimiz var, ama aslında bunun diğer mühendislik dallarından ayırıcı bir özellik olduğunu iş hayatında görüyorsunuz.

Fatma Nur Ezber: Mühendis arkadaşlarıma önerim, öz güvenlerini kaybetmeden durmadan kendilerini geliştirmeleridir. Kendilerini en iyi geliştirme yolu, ilgilendikleri bir alanda proje üretmeleridir. Proje yaparak bilgi birikimleri ve tecrübelerini geliştirebilirler. Her bir adım, onlara daha fazla öz güven sağlayacaktır.

Havvagül Öztürk: En önemli şey kendini keşfetmek. Bu nedenle mutlu ve başarılı olacakları alanlarda kendilerini geliştirmelerini öneririm. İstekli ve öğrenmeye açıksanız başarı mutlaka gelecektir. Alanla ilgili her şeyi okumak, gelişmeleri takip etmek, alan dışında da neler olup bittiğine bakmak önemli.

“Tüm hocalarımız bize yol gösterdi”

Bugün mesleğinizi yürütürken Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi’nde aldığınız mühendislik eğitiminden nasıl yararlanıyorsunuz?

Ecmel Demet: Üniversitemizde hiçbir ders üstünkörü verilmedi. Alanında uzman hocalardan derinlemesine eğitim aldık. Laboratuvar derslerimiz aktif geçiyordu, hiçbir konu teoride kalmıyordu. Başta Ebubekir Koç, Ali Nizam hocalarımız olmak üzere tüm hocalarımız bize inanıp yol gösterdiler. Kendilerine ne kadar teşekkür etsek az.

Fatma Nur Ezber: Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi’nin vizyonu ve değerli hocalarımızın katkısı ile üretmenin ne kadar değerli olduğunu fark edip bunun için çabaladım. Her biri benim için değerlidir. Bunun yanında aile ortamı beni hep motive etmiştir. Bugün hâlâ görüştüğüm farklı alanlardan çok değerli hocalarım, arkadaşlarım var.

Havvagül Öztürk: Hocalarımızla iletişimimiz sürüyor. Onların desteği bizimle. En büyük kazanımım ise pratik eğitimin verimliliğiydi. Fakültede araştırma ve geliştirmeye verilen önem, bugün olaylara daha geniş bir açıdan bakmama yardımcı oluyor.

 

Söyleşi: Kübra Erten / Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü

 




Kurumsal
E-Posta
İnsan
Kaynakları
SKS
FSM
Otomasyon
International Relations
FSM SEM
ALUTEAM
KURAM
FSM
TÜMER
Kariyer
Merkezi